Tır vır vır adamlar – Hasan KAYA

Posted on Eylül 18, 2012


Bizim oralarda kendini, dediğini bilmez adamlara “tır vır vır” der güler geçerler. Herkesin dalga geçtiği bu adamları gülmek için konuştururlar. Bunun dışında onlara söz veren, dinlemeye gönüllü kimseyi bulamazsınız.

Onların neye sevindiğini, neye üzüldüğünü kestirmek zordur. Cahil cesaretti ile memleket meselelerini konuşur, her gün vatanı böler, yeniden kurtarırlar. Çoğunlukla çam devirir, ortalığa nefret tohumları saçarlar.

“Son zamanlarda ortalık bu adamlardan geçilmiyor.” dememe kalmıyor, başbakan karşımda bitiveriyor. Konuşmaları, basına verdiği demeçleri okudukça; babamın da sık kullandığı o küçük söz dizimi aklıma geliyor.

“Al sana bir tır vır vır daha…”

Hani imkân olsa; başbakan’ı sıradan bir vatandaş olarak, alıp bir mahalle kahvehanesine veya Anadolu’da her hangi bir köyde söğüt gölgesine görürsek, çok sürmez; bir iki söze katılınca ne olduğu anlaşılır.

Kesin önce ortalık karışır; “bu adam ne diyor böyle” diyerek dövüşe hazır ayağa kalkanlar olur… Sonra araya kimsenin girmesine gerek kalmaz, bizimkisi geri adım atar; “yok ben öyle bir şey demedim” der ortalık sakinler, bir şey olmamış gibi herkes önüne döner.

Soran olursa; “tır vır vır biri” der güler geçerler… Bir daha canları sıkılır, eğelenmek isterlerse döner takılır, konuşturur, güler eğlenirler.

Mahalle kahvehanesinde, bir köyde söğüt gölgesinde böyle adamlar eğlenceli olurlar. Ama başbakan olunca, insanın canı fena halde sıkılır, hatta yanar…

Çünkü o mevkide, makamda salt kendini temsil etmez bu adamlar. Kendine oy verenleri, vermeyenleri bütün ülkeyi temsil ederler.

Utanılacak bir şey yaptıklarında istedikleri kadar; “ben öyle bir şey demedim” desinler, o utanç hepimizin olur.

Bu satırları okuyan okur; “peki, bu adam bunca oyu nasıl alıyor?” sorusunu da haklı olarak, sormayı aklından geçirir…

“İşin bu kısmı, derin sosyoloji ve siyaset bilimi gerektiriyor. Ne yalan söyleyeyim; o da beni aşar” diyip işin içinden sıyrılacak değilim.

Önce şunu diyeyim: bizim halkımızın bütün bilimsel disiplinleri şaşırtacak, alt üst edecek bir yanı var. Bu işi bilim içinde kalarak, bilimsel çözümlerle anlamaya çalışmak hiç anlamak olur. Çünkü bu halk, o kelli felli bilim insanlarını hep fena halde şaşırtmasını bildi. Ondan öğrenmeden, öğretmeye geleni sevmedi, uzak durdu şaşırttı.

O, allanmış pullanmış, Bursa kumaşı giymiş eşeği uzaktan tanır, alkışlamaktan geri durmaz. Bazen de; değneği kapar o eşeği dokuz köy öteye sürer, kurtlara yem eder…

Tersi, ters bu halkın…

Ama hemen söyleyeyim; çoğu kez, eşeği alkışlaması ona inandığından, ondan beklentisi olduğundan değil; havaya sokup “gör belanı” demek içindir.

Bazen de; yol bilenin uzak durmasına, korkmasına susup oturmasına kızar onlara inat gider eşeği kendi allar pullar adam eder.

Eşeğin ortalığı bir birine katmasına, vakitli vakitsiz anırmasına aldırmaz, sabreder.

Ama günü gelince; kim olursa olsun, kim olduğuna bakmadan en büyük dersi vermekten de geri durmaz.

En olmaz adamları, en olmaz zamanlarda, en yükseklere çıkarıp birden bırakır.

İşte o düşüş yaman olur, son olur…

Hasan KAYA

17 Eylül 2012 Pazartesi

Reklamlar
Posted in: Yazarlar